Kırşehir şehrinde VIP yaşam kültürü ve premium hizmet sahnesi kendine özgü bir dinamizm taşıyor. Kahvehane konusu, bu sahnenin öne çıkan unsurlarını yansıtıyor. Seçkin adresleri ve atmosferi birlikte keşfedelim.
Ahmet Yaşar, “The Coffeehouses in Early Modern İstanbul: Public Space, Sociability and Surveillance 19 Kasım 2018 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.”, Yüksek Lisans Tezi, Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2003.
Habeşistan'daki yüksek yaylalarda yetiştirilen ve yiyecek olarak tüketilen, Orta Çağ sonlarında ise gezici dervişler tarafından Habeşistan'dan Yemen'e götürülüp orada içecek haline getirilen kahvenin Osmanlı'ya gelmeye başladığı tarih 16. Kahve başlangıçta tüccarlar tarafından İstanbul, Bursa, Edirne'ye getirilmiş ve üst tabakalar tarafından tüketilmiştir. Osmanlıların, 1517'de Mısır'ı fethinden sonra kahve ticareti arttı ve kahve içme alışkanlığı alt tabakaya indi.
Kafeteryalardan ve barlardan farklı olarak genellikle yemek servisi yapılmaz ve alkollü içeceklere ağırlıklı olarak yer verilmez. Özellikle Müslüman toplumlarda kahvehaneler oldukça yaygındır. yüzyıldan beri, kahvehane Orta Doğu ülkelerinde erkeklerin toplandığı kahve gibi içecekler tükettiği, sohbet ettiği, kitap okuduğu ve çeşitli masa oyunları oynadığı yerlerin başında gelir.
Kahve sözcüğü Türkçeye Arapça: قهوة ḳahwa(t) sözcüğünden geçmiştir. Kökeni Etiyopya'daki Kaffa bölgesinden geldiği düşünülür. Hane (ev) sözcüğü ise Farsça kökenlidir.
Yıldız, M. Cengiz, 2007, Kahvehane Kültürü 2 Şubat 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Beyan Yayınları, İstanbul.
Pratik Öneriler ve Notlar
1591: Mali'de, Sultan Ahmed el-Mansur'un Judar Paşa liderliğindeki Faslı kuvvetleri Tondibi Savaşı'nda Songhay İmparatorluğu'nu mağlup etti.
1579: İspanya Hollandası, Avusturya Hollandası ve Belçika'nın temelini oluşturan Arras Birliği güney Hollanda'yı bir araya getirdi.
Gözaltında bulundurulduğu Feriye Sarayı'nda 4 Haziran 1876 tarihinde bilekleri kesilmiş olarak ölü bulundu. Ölümü hep tartışma konusu olmuştur. Resmî tarih olarak intihar ettiği yazılsa da özellikle son yıllarda öldürüldüğüne bu işin darbe girişimin esas mimarı olan Hüseyin Avni Paşa tarafından planlandığına dair iddialar daha da artmıştır. Bahattin Öztuncay'ın hazırladığı ve Aygaz tarafından yayımlanan Hatıra-i Uhuvvet: Portre Fotoğraflarının Cazibesi 1846-1950 adlı kitapta ilk kez yayınlanan bir resimde Abdülaziz'in tahttan indirildikten sonra ve ölmeden önce çekilmiş son fotoğrafı yer almaktadır. Bu resimde saray hizmetçileri laubali bir şekilde padişaha dirsek dayamış, padişah ise eski bir üst baş ve etrafa öfkeyle bakan gözlerle görülmektedir.
Belirtmek gerekir ki, öte yandan onun döneminde Osmanlı'ya bağlı Mısır Hidivliği'nde Süveyş Kanalı açıldı ki bu kanal Dünya Ticaret yollarını 300 yıl sonra Osmanlı-Mısır yararına değiştirecek nitelikteydi. Ancak Midhat Paşa'nın Osmanlı'dan bağımsız borçlanma yetkisi verilmemesi yönündeki itirazları göz ardı edilerek Hidivlikle yönetilen Mısır'ın özerklik haklarının genişletilmesi, özellikle Hidiv İsmail Paşa'ya verilen bağımsız borçlanma yetkisi bu eyaletin 1882'de Sudan ile birlikte kesin olarak kaybına yol açan Mısır'ın borç sorununun ortaya çıkmasına başlangıç teşkil etti. Zira Mısır Hidivi bu kanalı yabancı uluslararası konsorsiyuma üstelik onlardan aldığı borçla yaptırmıştı, geç açılması yanında Abdülaziz'in mali yönden yaptığı hataların aynısını da kendi yaptı. Yine Abdülaziz'in hükümdarlığının son yıllar
Alaturka, geleneksel bir Türk müzik türü veya diğer kültürel ifadelerdir. Yüzyılda, "geriye dönük görünümlü gelenekçilik örneği" olarak alafranganın zıddı olarak görüldü. Terim İtalyanca "à la Turk" ya da "alla turca" kelimelerinden gelmektedir.
alafranga, batı veya Avrupa tarzında müzik veya diğer kültürel ifadelerdir. yüzyılda "modernist fikirleri ve eğilimleri örnekleyen" olarak görüldü. Terim İtaliyanca "alla Francia" dan gelmektedir.
Gündem ve Yansımalar
afyon ve esrarla eğlenilen mekanlar idi. Mahmud, 1826 yılında Yeniçeri Ocağını kapattıktan sonra kahvehanelere de el atarak özellikle Boğaziçi kıyılarındaki Yeniçeri kahvelerini toptan yerle bir etti. Yıkılmayanlar, yerini berber dükkanlarına bıraktı ya da "bekar odaları" olarak kullanıldı. Daha sonra tulumbacıların işlettikleri ve devam ettikleri, "Semai Kahvehaneleri" denilen çalgılı kahvehaneler ortaya çıktı. Bu kahvelerde yeniçeri kahvelerinin mirasını mahalle raconuyla kaynaştıran kabadayılar devam etmekteydi.
yüzyılın ilk yirmi yılında kahvehaneler toplumun hemen her kesiminin uğradığı yerler haline geldi. Bunların arasında esrarcıların toplanıp esrar içtikleri "esrar kahveleri" ile horoz dövüşlerinin yaptırıldığı "horozcu kavheleri" de vardır. Zamanla okur yazar insanların elini ayağını çekmesiyle her türlü içkinin ve afyonun içile-
Yıldız, M. Cengiz, 2002, “Türk Kültür Tarihinde Kahve ve Kahvehane 28 Temmuz 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.”, Türkler, C.10, Yeni Türkiye Yayınları, 635–639.
nasıl kurtulabileceği konusunda fikirlerin üretildiği birere mekan olma özelliği gösterdi. Türk Kurtuluş Savaşı'ndan sonra gerçekleştirilen inkılâpların halka inmesinde, halk arasında yayılmasında kahvehanelerin önemli bir rolü oldu. Kimi yazarlara göre bu dönemde kahvehaneler önemli bir propaganda ve telkin vasıtası haline geldi.
Kırşehir özelinde gelişmeleri yakından takip etmeye devam ediyoruz. Bu konuyla ilgili yeni haberler ve güncellemeler, önümüzdeki günlerde haberimiz bölümünde yer alacak. Okuyucularımıza kapsamlı bir perspektif sunmak en önemli önceliğimiz.
Günün sonunda Kırşehir ve çevresi, bu gelişmelerle birlikte daha görünür bir rol üstlenme potansiyeli taşıyor. Okuyucularımıza önerimiz; konunun farklı boyutlarını kendi perspektiflerinden değerlendirmeleri ve yerel kaynakları takipte kalmalarıdır.
Ahmet Yaşar, “The Coffeehouses in Early Modern İstanbul: Public Space, Sociability and Surveillance 19 Kasım 2018 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.”, Yüksek Lisans Tezi, Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2003.
Habeşistan'daki yüksek yaylalarda yetiştirilen ve yiyecek olarak tüketilen, Orta Çağ sonlarında ise gezici dervişler tarafından Habeşistan'dan Yemen'e götürülüp orada içecek haline getirilen kahvenin Osmanlı'ya gelmeye başladığı tarih 16. Kahve başlangıçta tüccarlar tarafından İstanbul, Bursa, Edirne'ye getirilmiş ve üst tabakalar tarafından tüketilmiştir. Osmanlıların, 1517'de Mısır'ı fethinden sonra kahve ticareti arttı ve kahve içme alışkanlığı alt tabakaya indi.
Kafeteryalardan ve barlardan farklı olarak genellikle yemek servisi yapılmaz ve alkollü içeceklere ağırlıklı olarak yer verilmez. Özellikle Müslüman toplumlarda kahvehaneler oldukça yaygındır. yüzyıldan beri, kahvehane Orta Doğu ülkelerinde erkeklerin toplandığı kahve gibi içecekler tükettiği, sohbet ettiği, kitap okuduğu ve çeşitli masa oyunları oynadığı yerlerin başında gelir.
kahve sözcüğü Türkçeye Arapça: قهوة ḳahwa(t) sözcüğünden geçmiştir. Kökeni Etiyopya'daki Kaffa bölgesinden geldiği düşünülür. Hane (ev) sözcüğü ise Farsça kökenlidir.
Yıldız, M. Cengiz, 2007, Kahvehane Kültürü 2 Şubat 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Beyan Yayınları, İstanbul.
afyon ve esrarla eğlenilen mekanlar idi. Mahmud, 1826 yılında Yeniçeri Ocağını kapattıktan sonra kahvehanelere de el atarak özellikle Boğaziçi kıyılarındaki Yeniçeri kahvelerini toptan yerle bir etti. Yıkılmayanlar, yerini berber dükkanlarına bıraktı ya da "bekar odaları" olarak kullanıldı. Daha sonra tulumbacıların işlettikleri ve devam ettikleri, "Semai Kahvehaneleri" denilen çalgılı kahvehaneler ortaya çıktı. Bu kahvelerde yeniçeri kahvelerinin mirasını mahalle raconuyla kaynaştıran kabadayılar devam etmekteydi.
yüzyılın ilk yirmi yılında kahvehaneler toplumun hemen her kesiminin uğradığı yerler haline geldi. Bunların arasında esrarcıların toplanıp esrar içtikleri "esrar kahveleri" ile horoz dövüşlerinin yaptırıldığı "horozcu kavheleri" de vardır. Zamanla okur yazar insanların elini ayağını çekmesiyle her türlü içkinin ve afyonun içile-
Yıldız, M. Cengiz, 2002, “Türk Kültür Tarihinde Kahve ve Kahvehane 28 Temmuz 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.”, Türkler, C.10, Yeni Türkiye Yayınları, 635–639.